28 Aralık 2016 Çarşamba

işte küçük ayak parmakları
işte boyna düşmüş incecik saçlar
bak burada
kolundaki sarı tüyler


seni biliyorum


uykundaki korkunu anlıyorum
ve öfkenin
kalbimi morartığı anları


beni biliyorsun


biliyor musun?

15 Ekim 2016 Cumartesi

inanmak istiyoruzdur belki hem hassas hem orospu çocuğu olduğumuza, çünkü ancak bu kendimize verdiğimiz hesapta lehimize işliyor kendimizce. elindeki kahve fincanı, dudagındaki dudak izleri, markalı arabanın anahtarı, anneni her gecen gün biraz daha az özlemek -et vice versa- ,ayaklarını da sevdiğin birini bulmak, starbucks'ta sıra beklerken girdigim stres, bu eğrelti ruhlarımızı bizden de eğrelti çükler ve memeler ile köreltmek, turgut okuyup dinlenip elimize telefonu alıp bir kez daha körelmek; bu sonlu- sonsuz varlıkta çüke sürecek dahi aklımızın olmayışı ne güzel, squat yapmak, ruj sürmek, üniversite bitirmek, barcelona'ya gitmek, tüysüz beyaz kızlar ne güzel. sanat filmlerindeki adam kıçı, #evrensel #baris #ve #kardeslik ne güzel, modern insanın çilesi, "evlenmeden olmaz", gül kokulu kur'an ne güzel. tüm bunların teğet dahi geçemeyişinin naçar hali ne güzel. anlamak bagdasmiyor yaşamla, bu daha mı acı bilmiyorum, acının dahası olur mu bilmiyorum. aslına bakarsan cevabı biliyorduk, ama unuttuk, unutmak istedik - fakat bizler koşmak istiyorduk, çimlere çıplak ayaklarimızı sürtecek kadar cesur olmak-  biz sadece kendini hassas olduğuna inandırmak isteyen çocuklarıyız büyük ihtimalle. unutma, duvarları yıkmak istiyoruz, yeni duvarlar yapmak için.